16651,45%-0,07
43,48% 0,19
51,57% -0,90
6786,60% -9,85
11923,69% -6,97
Bölgede tarım uzun süredir kulaktan dolma bilgilerle, deneme-yanılma yöntemiyle yürütülüyor. Bir yıl para eden ürün, ertesi yıl herkes tarafından ekiliyor; arz patlıyor, fiyatlar çöküyor. Değişmeyen tek şey ise kaybedenin hep çiftçi olması.
Ortaya çıkan temel soru net: Bu tarımı kim planlıyor?
Adıyaman’da tarımsal üretimde yaşanan tablo, plansızlığın artık istisna değil, kural hâline geldiğini gösteriyor. Bir dönem “yüksek gelirli ürün” olarak öne çıkan nar, kısa sürede kentin birçok noktasında yaygınlaştı. Türkiye’nin hemen her bölgesinde yetiştirilebilen nar için Adıyaman’da ciddi bir üretim artışı yaşandı. Ancak bu artış, herhangi bir üretim planlaması ya da pazar analiziyle desteklenmedi.
Üretim hızla arttı, fiyatlar düştü. Nar para etmeyince, bir süre önce büyük umutlarla kurulan bahçeler bu kez sökülmeye başlandı. Toprak, emek ve yıllar heba oldu.
Narın ardından benzer bir süreç bademde yaşandı. Adıyaman kısa sürede “badem merkezi” olarak anılmaya başlandı. Binlerce dönüm alanda badem bahçeleri kuruldu. Ancak nar sürecinde yaşananlardan ders çıkarılmadı. Ne üretim miktarı planlandı ne de pazarın kaldırabileceği kapasite hesaplandı. Sonuç yine değişmedi. Badem de beklenen geliri sağlamayınca, bugün birçok noktada badem bahçeleri kesiliyor.
Bu tablo yalnızca yanlış ürün tercihlerinden ibaret değil. Üreticinin bireysel hareket etmek zorunda kalması, yani yeterince örgütlenememesi de krizi derinleştiriyor. Nar ve badem üreticileri, ürünlerini kooperatifler aracılığıyla pazarlayamadığı için fiyat belirleme gücüne sahip olamıyor. Depolama, işleme ve pazarlama imkânı olmayan çiftçi, fiyat düşünce ürünü elinden çıkarmak ya da bahçesini sökmek zorunda kalıyor.
Bölgede güçlü ve işlevsel kooperatiflerin bulunmaması, tarımda planlamayı daha da zorlaştırıyor. Üretici örgütlü olmadığı için hangi ürünün ne kadar ekildiğine dair sağlıklı bir veri zemini oluşmuyor. Bu durum, hem kamu kurumlarının hem de sektör temsilcilerinin üretimi yönlendirmesini güçleştiriyor.
Ortaya çıkan tablo açık:
Sorun nar değil, badem değil. Sorun plansızlık ve örgütsüzlük.
Bu süreçte tarımı yönlendirmesi gereken kurumların rolü de sorgulanıyor. İlgili tarım kurum ve kuruluşlarının üretimi yönlendiren, sınır koyan ve uzun vadeli strateji belirleyen bir yaklaşım ortaya koyamadığı yönünde eleştiriler dile getiriliyor. Çiftçi ekim kararını hâlâ geçmiş yılın fiyatına bakarak verirken, kamunun yönlendirici rolü sahada yeterince hissedilmiyor.
Devlet desteklerinin varlığı ise bu tabloyu tek başına değiştirmeye yetmiyor. Planlama ve örgütlenme olmadan verilen her destek, yalnızca bir sonraki krizin zeminini hazırlıyor. “Devlet destek versin, ektiğimizi alsın” beklentisi, üreticiyi güçlendirmek yerine tarımı daha kırılgan ve bağımlı bir yapıya sürüklüyor.
Adıyaman örneği, tarımda temel sorunun iklim ya da toprak değil, yönetim ve planlama eksikliği olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Aynı toprakta önce nar sökülüyor, ardından badem kesiliyor. Değişmeyen tek şey ise plansızlık.
Analiz Haber: Ziya Bozkurt