16296,67%-2,13
43,50% 0,04
51,64% 0,10
6388,04% -5,85
11627,67% 0,00
Çetinkaya, çözüm sürecinin, yüzyıllardır süregelen bir sorunun masada müzakere edilerek çözülmesi amacıyla başlatıldığını belirterek, bu sürecin önemini vurguladı. Ancak, sürecin hangi noktaya evrileceği konusunda büyük bir belirsizlik olduğunu da ifade etti.
"Çözüm süreci, çok kıymetli ve anlamlı bir girişimdir. Ancak toplumun tüm kesimlerinin sürece olan desteği ve hassasiyeti belirleyici olacaktır" diyen Çetinkaya, iktidarın bu süreci nasıl ele aldığına da dikkat çekti. Çetinkaya, "İktidar, Kürt sorununu bir terör sorunu olarak görmekte ve bu meseleye yaklaşımını ‘devlet teröristle pazarlık yapmaz’ yaklaşımıyla şekillendirmektedir" diyerek, çözüm sürecindeki belirsizlikleri ve iktidarın tavrını eleştirdi.
Çözüm Sürecinde Karşılıklı Beklentiler
Çetinkaya, çözüm sürecinin muhataplarının farklı talepleri olduğuna dikkat çekti. Kürt siyasi hareketinin başlıca talepleri arasında kayyum atamalarının sona erdirilmesi, görevden alınan belediye başkanlarının görevlerine iade edilmesi, KHK ile görevinden alınan kamu çalışanlarının işe geri alınması gibi düzenlemeler yer almakta. Çetinkaya, bu taleplerin, çözüm sürecinin başarıya ulaşması için önemli adımlar olduğunu belirtiyor.
"Eğer Kürt sorunu yoksa, kiminle ve neyi müzakere ediyorsunuz?" şeklinde eleştirel bir soruyla, çözüm sürecinin amacını sorgulayan Çetinkaya, mevcut ceza yasalarının, silah bırakanlar için zaten belirli prosedürler sunduğuna dikkat çekti.
Çözüm Sürecinin Temel Dinamikleri: İç ve Dış Faktörler
Çetinkaya, çözüm sürecindeki iki temel beklentiyi de vurguladı. Birincisi, "Suriye'deki Kürtlerin pozisyonlarının daraltılması ve etki alanlarının sınırlanarak, masada etkisiz hale getirilmesi". İkincisi ise, "Anayasa değişiklikleri için zemin hazırlamak ve Kürt seçmeninin desteğini almak" amacıyla iç cepheyi güçlendirmeye yönelik adımlar atılması gerektiğini ifade etti.
Çetinkaya, özellikle Suriye’deki Kürtlerin durumu ve silahlı unsurların silah bırakıp bırakmayacağı meselesinin, çözüm sürecinin gidişatını belirleyecek iki temel faktör olduğunu vurguladı. İktidarın talebinin, "Suriye’deki silahlı Kürt gruplarının, koşulsuz olarak silahlarını bırakıp geçici Şam Hükümeti'ne teslim olmaları" olduğunu belirten Çetinkaya, Kürt siyasi hareketinin talebinin ise "Suriye’deki Kürt gruplarının, silahlarıyla birlikte Şam Hükümeti’yle yönetimde söz sahibi olmaları" yönünde olduğunu belirtti.
Suriye’nin Kürt Politikasına Etkisi
Çetinkaya, Suriye’deki Kürtlerin tasfiye edilmesinin, çözüm sürecinin özünü ortaya koyduğunu ifade etti. Halep’le başlayıp Rojava’da devam eden bu süreç, tüm Kürt kazanımlarının ortadan kaldırılmasına yönelik bir girişim olarak görülüyor. Çetinkaya, iktidarın bu tavrını "sürecin kırılma noktasına gelmesi" olarak değerlendirdi.
"Devletin çözüm sürecini başarılı bir şekilde tamamlaması, topluma bu sürecin amacını ve hedeflerini net bir şekilde açıklamakla mümkün olacaktır. Hem süreci destekleyenler hem de karşı çıkanlar, neyi savunduklarını bilmelidir" diyen Çetinkaya, şeffaflığın ve güvenin önemli bir rol oynadığını belirtti.
Kürtlerin Talepleri ve Toplumun Huzuru
Çetinkaya, çözüm sürecinde Kürtlerin taleplerinin dikkate alınması gerektiğini savundu. "Kürtler, çözüm sürecinde temel sorunlarının ve beklentilerinin göz önünde bulundurulmasını istiyor. Bunlar arasında siyasi tutukluların serbest bırakılması, KHK ile görevlerinden alınan kamu personelinin iade edilmesi ve basın özgürlüğü gibi konular yer almakta" diyerek, çözüm sürecinin başarılı olabilmesi için bu taleplerin karşılanmasının önemli olduğuna vurgu yaptı.
Çetinkaya, son olarak, "Kürtlerin nefes almadığı bir coğrafyada, diğer toplumların huzur içinde yaşaması mümkün değildir" diyerek, toplumun her kesiminin barış ve huzur içinde yaşaması için çözüm sürecinin sağlıklı bir şekilde ilerlemesi gerektiğini ifade etti.