10898,70%-0,43
42,49% 0,16
49,31% 0,05
5762,83% 1,55
9287,46% 0,49
Karaaslan, Adıyaman’ın il oluşunun 71. yıldönümü dolayısıyla kaleme aldığı yazısında, kentin özellikle son yıllarda yaşadığı derin sorunlara dikkat çekti. Depremlerle yorgun düşen, büyük ekonomik kayıpların yükünü taşıyan, nüfusu her geçen gün biraz daha azalan Adıyaman’ın, tüm bu ağır tabloya rağmen ülke gündeminin gürültüsü içinde sessizce kaybolduğunu, kendini duyuramaz hale geldiğini vurguladı. Karaaslan’a göre şehir, hem tarihi mirasıyla hem de taşıdığı toplumsal hafızayla çok daha fazla görünürlüğü ve sahiplenilmeyi hak ederken, bugün adeta kendi kaderine terk edilmiş bir izlenim veriyor.
“Adıyaman Haritada Var Ama Hafızalarda Yok”
Karaaslan, Türkiye’nin dört bir yanını gezen ve Güneydoğu’nun kültürünü merak eden turistlerle yapılan sohbetlerde Adıyaman'ın neredeyse hiç anılmadığını belirterek şu tespiti yaptı:
“Güneydoğu turu denince herkes Antep, Urfa, Diyarbakır, Mardin, Batman diyor… Peki Adıyaman? Sanki haritada görünmez bir köşede.”
Oysa Adıyaman, Kommagene Medeniyeti’nin merkezi, Nemrut Dağı’nın evi ve binlerce yıllık tarihiyle Türkiye’nin en kadim şehirlerinden biri. Buna rağmen şehir, tanıtım eksikliği ve siyasal projelerde sürekli geri planlarda bırakılması nedeniyle “var ama yokmuş gibi duran” bir kimliğe mahkûm edilmiş durumda.
Unutulan Değerler Coğrafyası
Karaaslan, Adıyaman’ın kültürel ve tarihi zenginliğine dikkat çekerek şu örnekleri sıraladı:
* Nemrut Dağı: Dünyanın en etkileyici gün doğumuna ev sahipliği yapan eşsiz bir miras.
* Cendere Köprüsü, Arsemia, Karakuş Tümülüsü: Kommagene’nin izlerini taşıyan antik yapılar.
* Gerger: Kanyonları, tarihi dokusu ve keşfedilmemiş doğal güzellikleriyle saklı bir hazine.
* Samsat: Dünyada mezar yeri bilinen iki sahabeden birinin bulunduğu, benzersiz bir dini miras.
* Gölbaşı: Kuşların göç rotasında kritik duraklardan biri, “Kuş Cenneti” olarak bilinen eşsiz bir ekosistem.
* Perre Antik Kenti:Mozaikleri, kaya mezarları ve Roma dönemine uzanan izleriyle büyük bir arkeolojik potansiyel.
Tüm bu özelliklere rağmen Adıyaman’ın gerek ulusal tanıtım kampanyalarında gerekse tur şirketlerinin rotalarında çoğu zaman yer almadığına dikkat çekiyor.
“Şehrin En Büyük Sorunu: Kendini Anlatamamak”
Karaaslan’a göre Adıyaman’ın görünmezliğinin temel nedeni, şehrin kendi değerini sahiplenip Türkiye gündemine taşıma konusunda yeterince güçlü bir kolektif ses çıkaramaması. Siyasetçiler, yöneticiler, iş dünyası, STK’lar ve toplumun tüm kesimlerinin dağınık bir yapıda olduğunu ifade eden Karaaslan, depremin getirdiği moral çöküşün bu sessizliği daha da derinleştirdiğini belirtiyor.
“Adıyaman’ın Görünmezliği Artık Kabul Edilemez”
Adıyaman’ın 2.250 yıllık Kommagene geçmişi ve mağara resimlerine dayanan 25 bin yıllık insanlık tarihiyle Türkiye’nin kültür atlasında silik bir yerinin olmasını Karaaslan sert sözlerle eleştiriyor:
“Burası öyle bir şehir ki, kendini unutturamayacak kadar köklü. Artık hafızalarda hak ettiği yeri alma zamanı geldi.”
Çözüm İçin Öneriler
Karaaslan, Adıyaman’ın görünürlüğünü artırmak için somut adımlar öneriyor:
* Tanıtım kampanyalarının güçlendirilmesi,
* Ulusal ve uluslararası turizm rotalarında Adıyaman’a yer verilmesi,
* Tarihi ve kültürel değerlerin daha geniş platformlarda anlatılması,
* Şehrin tüm dinamiklerinin ortak bir sesle hareket etmesi.
En kritik noktanın ise Adıyamanlıların kendi şehirlerinin en güçlü savunucuları haline gelmesi olduğuna dikkat çekiyor.
“Adıyaman Haritada Var; Artık Hafızalarda da Olmalı”
Karaaslan, yazısını şu çağrı ile noktalıyor:
“Hazırsanız, bu görünmezliği hep birlikte kırabiliriz. Ses verin ya da ses verenlere destek verin.”
---