16507,56%-1,27
43,53% 0,05
51,45% 0,10
6792,05% -1,69
11678,76% -2,74
KOMHA Haber Ajansı İmtiyaz Sahibi Ziya Bozkurt,anıtın hafıza oluşturmaktan çok, depremzedeleri travmayla yaşamaya zorladığını belirterek, kent merkezlerinde yas değil umut üreten simgelere ihtiyaç olduğunu vurguladı.
Bozkurt açıklamasında; "Türkiye, deprem gerçeğiyle yüzleşen bir ülke. Osmanlı ve öncesi dönemde yaşanan büyük yıkımlar, Cumhuriyet döneminde meydana gelen ağır depremler ve yakın tarihte milyonlarca insanı etkileyen felaketler, bu gerçeği defalarca hatırlattı. Buna rağmen, geçmişte yaşanan hiçbir büyük deprem sonrası kent merkezlerinde kalıcı deprem anıtları inşa edilmedi.
Bugün ise bu durumun istisnası Adıyaman oldu.
6 Şubat 2023 depremlerinde büyük yıkım yaşayan kentte yapılan deprem anıtı, “unutmamak” ve “hafıza oluşturmak” gerekçeleriyle savunulsa da, sahadaki duygu bambaşka. Depremi birebir yaşayan, yakınlarını kaybeden, evsiz kalan insanlar için bu yapı; hatırlamadan çok, acıyla sürekli yüz yüze gelmek anlamına geliyor.
Afet sonrası iyileşme yalnızca konut inşa etmekle sağlanmaz. Psikolojik toparlanma, normalleşme ve hayata yeniden tutunma da en az beton kadar önemlidir. Kent merkezinde, günlük yaşamın tam ortasında yer alan bir deprem anıtı ise birçok depremzede için bu süreci zorlaştıran bir unsur olarak görülüyor.
Her gün önünden geçilen bir anıt, bazıları için saygı ve anma anlamı taşıyabilir. Ancak çok sayıda vatandaş için bu durum, kapanması gereken bir yaranın sürekli kanatılması demektir. Hatırlamak ile iyileşmek arasındaki ince çizgi, tam da bu noktada kaybolmaktadır.
Özellikle saat kulesi gibi sembolik alanlar, bir şehrin geleceğe verdiği mesajı temsil eder. Bu alanların yasın değil, yeniden ayağa kalkma iradesinin, umudun ve ortak yaşam bilincinin simgesi olması gerektiği yönünde güçlü bir toplumsal beklenti bulunmaktadır.
Deprem elbette unutulmamalıdır. Ancak unutulmaması gereken bir başka gerçek daha vardır: Toplumlar acıyla yaşamak zorunda bırakılarak değil, iyileşmelerine alan açılarak güçlenir. Anma kültürü; hafıza parkları, sessiz anma alanları ve bilinçli mekânsal tercihlerle çok daha sağlıklı biçimde yaşatılabilir.
Adıyaman’da yapılan deprem anıtı, bu yönüyle yalnızca bir yapı değil; kent belleği, toplumsal psikoloji ve iyileşme süreci açısından tartışılması gereken bir tercihtir. Bu itiraz bireysel değildir. Kentte konuşulan, paylaşılan ve giderek daha fazla dile getirilen ortak bir duygunun yansımasıdır.
Adıyaman’ın depremle değil, yeniden yaşamla anılması gerekiyor.
Asıl mesele anıt yapmak değil; insanı merkeze alan bir kent anlayışı inşa edebilmektir."