15811,53%0,87
43,35% 0,25
51,27% 0,73
6944,72% 1,57
11200,48% 2,32
Hatimoğulları ve Bakırhan, Rojava ve Kuzey-Doğu Suriye’de yaşananların uluslararası ve bölgesel bir planın parçası olduğunu savunarak, hedefin Kürt-Arap çatışmasını derinleştirmek olduğunu ifade etti.
DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, Suriye ve Rojava’daki gelişmelere ilişkin Genel Merkezimizde basın toplantısı düzenledi. Hatimoğulları ve Bakırhan şunları söyledi:
“Kürtsüz bir Suriye hedefleniyor. Savaş ve çatışmalarla oradan öleni öldürmek, sağ kalanı da göç ettirmek istiyorlar. Bunu kabul etmek mümkün değil. Türkiye, Irak, Suriye, İran Kürtlerin vatanıdır, coğrafyasıdır. Türkler gibi, Araplar gibi, Acemler gibi Kürtlerin de bu topraklarda yaşam hakkı vardır. Bu topraklar bize ait olduğu kadar onların da topraklarıdır. Bu topraklar farklı halkların ve inançların ortak mücadelesiyle demokratik bir zemine mutlaka kavuşacak. Bunun en önemli coğrafyasından biri Suriye'dir ve bu böyle olmalıdır. Kürtsüzlük zaten fiilen yapılabilecek şey değil. Buradan savaşı ve çatışmayı sürdürmenin manası yoktur. Son kez şunu ifade etmek isterim. Rojava halkını yalnız bırakmayalım. Yalnız bırakmayacağız. Demokratik mücadelede, diplomaside, insani yardımlarda, her alanda Rojava halkının yanındayız. Yanında olmaya da devam edeceğiz.”
Bakırhan,"Kürtlere karşı kirli mutabakatlara son verilmeli, müzakere ve ateşkes sürmeli"
“Müzakere ve ateşkes sürmeli, devam etmelidir. Çözüme herkes samimi bir şekilde katkı sunmalıdır. Sadece kamuoyuna konuşarak değil, sahadaki gücünü ve etkisini kullanarak yapmalıdır. Kürtlere karşı kirli mutabakatlara son verilmelidir. Her seferinde yeni bir kirli mutabakatla karşı karşıya kalıyoruz. Bunlar bir daha olmasın. Ortaya çıkan tablo bize bir kez daha şunu gösterdi. Demokratik kamuoyunun birlikte daha fazla mücadele etmesi gerekiyor, Rojava'da Kürtlerle dayanışması gerekiyor. Hewler'den Qamişlo'ya kadar, dünyanın neresinde yaşıyorsa yaşasın bütün Kürtlerin artık demokratik Kürt ulusal birliğini sağlaması gerekiyor. Çünkü bütün Kürtler tehdit altındadır. Sözün kısası Kürtler bir yüzyıl daha kimliksiz, statüsüz, dilsiz yaşamak istemiyor. Bütün dünya kamuoyu bunu net bir şekilde bilmelidir. Biz artık çocukların donarak ölmesini istemiyoruz. İnsanların, Kürtlerin göç yollarında yaşamını yitirmesini istemiyoruz. Rojava'nın üzerindeki bu karanlığın, bu zulmün bitmesi gerektiğini dile getiriyoruz. Başta Türkiye’deki olmak üzere dünyadaki demokratik kamuoyunu da Rojava'daki halklarla, Kürtlerle dayanışmaya çağırıyoruz”