15811,53%0,87
43,35% 0,25
51,27% 0,73
6944,72% 1,57
11200,48% 2,32
Bakırhan, “Kürtlerin yaşadığı duygu kırılmasını görmeyenlere sesleniyorum: Kırılma derinlerde ve giderek büyüyor” ifadelerini kullandı.
“Türkiye, HTŞ’nin değil Suriye halklarının müttefiki olmalı”
Bakırhan, Türkiye’nin Suriye politikasına ilişkin değerlendirmesinde, Ankara’nın HTŞ ve selefi gruplara karşı net bir mesafe koyması gerektiğini belirtti. Türkiye’nin her halka ve inanca eşit mesafede durmasının zorunlu olduğunu ifade eden Bakırhan, Kürtlere yönelik düşmanlık ile radikal yapılara tanınan ayrıcalıkların kabul edilemez olduğunu kaydetti.
Türkiye’nin Rojava politikasını eleştiren Bakırhan, Ankara’nın bu “Rojava fobisi”nden kurtulması gerektiğini ve Suriye’de taraf olan değil, çözüme katkı sunan yapıcı bir güç olması gerektiğini vurguladı.
“Türkiye, gerçek anlamda Kürtlerin de devleti olmalı”
Bakırhan, Türkiye’nin demokratikleşme sürecinde Kürt meselesinin merkezi bir yerde durduğunu belirterek, “Türkiye artık gerçek anlamda Kürtlerin de devleti olmalı. Bu bir temenni değil, cumhuriyetin demokrasi borcudur” dedi.
Kürtlerin Türkiye’nin “zayıf karnı” olarak görülmesine karşı çıkan Bakırhan, bu anlayışın hem iç hem dış müdahalelere zemin hazırladığını ifade etti. Suriye için de benzer bir çerçeve çizen Bakırhan, Şam’ın Kobani’nin, Ankara’nın ise Diyarbakır’ın demokratik çatısı olması gerektiğini söyledi.
“Hakikatler siyasetin ihtiyaçlarına göre eğilip bükülemez”
Suriye Kürtleriyle ilgili ayrımcı söylemleri eleştiren Bakırhan, “Onlar ayrı Kürtler” ya da “kökenli Kürtler” gibi tanımların anlamsız olduğunu belirtti. Çatışma ve çözüm tartışmalarının muhatabının sahadaki halk olduğunu vurgulayan Bakırhan, Kobani, Qamişlo, Haseke ve Cizir halkına gidilip sorulması gerektiğini ifade etti.
“Türkiye Yüzyılı, Kürtleri dışlayarak inşa edilemez”
“Türkiye Yüzyılı” vizyonunun Kürtleri dışlayarak hayata geçirilemeyeceğini belirten Bakırhan, Kürtlerin 22 Ekim süreciyle hukuk dışılıktan çıkıp cumhuriyetin yasallığına dahil olmak istediğini dile getirdi. Ancak Rojava’daki politikaların bu güveni zedelediğini söyledi.
“Pirus’un yalnızlığı mı, Malazgirt’in kardeşliği mi?”
Bakırhan, Türkiye’nin Şam yönetimine destek vererek elde edeceği kazanımın “Pirus zaferi” olacağını savundu. Kürtleri yok sayarak elde edilen başarıların kalıcı olmayacağını belirten Bakırhan, Rojava’nın korunması ve Kürtlerin haklarına sahip çıkılmasıyla elde edilecek başarının ise “Malazgirt gibi tarihi bir kapı açacağını” ifade etti.
DEM Parti’nin tercihi: Barış
DEM Parti’nin barış konusundaki tutumuna yönelik tartışmalara da değinen Bakırhan, partilerinin açık ve net şekilde barıştan yana olduğunu vurguladı. “Kim barış için bir damla ter döküyorsa, biz onun yoldaşıyız” diyen Bakırhan, manipülasyonlara karşı hazırlıklı olduklarını söyledi.
İmralı vurgusu ve çözüm çağrısı
Bakırhan, İmralı görüşmelerine atıfta bulunarak, çözümün önündeki engellerin iyi görülmesi gerektiğini belirtti. Son görüşmelerde Abdullah Öcalan’ın çatışmasızlık ve diyalog çağrısı yaptığını hatırlatan Bakırhan, buna rağmen Rojava’da tam tersi politikaların izlendiğini ifade etti.
“Kürtler Ankara’dan çözüm bekliyor”
Kürtlerin yaşadığı coğrafyalarda çözüm umudunu Ankara’ya bağladığını belirten Bakırhan, Ankara’nın ise bu talepleri görmezden geldiğini savundu. Medya ve sahada yürütülen provokasyonlara dikkat çeken Bakırhan, bu sürece neden engel olunmadığını sordu.
Erdoğan ve Bahçeli’ye çağrı
Bakırhan, açıklamasının bu bölümünde doğrudan Recep Tayyip Erdoğan ve Devlet Bahçeli’ye seslenerek, Kürtlerin yaşadığı kırılmanın neden görülmediğini sorguladı.
Sağduyu çağrısı
Yazının sonunda sağduyu çağrısı yapan Bakırhan, “Bir elde ateş, diğer elde buz ile dolaşmak yanlıştır” dedi. Kürtlerin acısını görmezden gelen bir siyasetin Türkiye’nin geleceğini de karartacağını vurgulayan Bakırhan, “Kürtlerin zaferi Türkiye’nin yenilgisi değildir, Kürtlerin yenilgisi de Türkiye’nin zaferi olamaz” ifadelerini kullandı.