10898,70%-0,43
42,49% 0,16
49,31% 0,05
5762,83% 1,55
9287,46% 0,49
Uçum, analizinde “Terörsüz Türkiye”ye geçiş sürecinin genel olarak açık ve net biçimde ilerlediğini, ancak bu ilerleyişe rağmen fikri sabotajların sürdüğünü vurguluyor.
Sürece ilişkin dil ve söylem hassasiyetinin kritik öneme sahip olduğunu belirten Uçum, sürecin tek bağlayıcı metni olan 27 Şubat açıklamasının dışına çıkan her yaklaşımın ve açıklamanın sürece zarar vereceğini ifade ediyor. Bu nedenle geçiş sürecine dahil tüm aktörlerin —devletin sorumluluk üstlenmiş eski örgüt unsurları ve legal alandaki siyasi temsilciler dahil— daha yapıcı, bütünleştirici ve dikkatli bir dil kullanması gerektiğini söylüyor.
Uçum’a göre, ayrılıkçılık dili, bölgesel kimlik siyaseti, üstenci veya zaferci söylemler ve bütünleşme yerine ayrışmayı öne çıkaran ifadeler, süreci hedef alan başlıca “fikri sabotajlar” arasında yer alıyor ve kesin biçimde reddedilmelidir.
Bu süreçte devletin önemli teknik adımlar attığını dile getiren Uçum; İmralı dinlemelerinin yapılması, geçiş sürecine ilişkin hukuk politikası raporunun hazırlanması ve bu raporun TBMM’de yasal düzenlemelere temel oluşturacak olmasının önemine dikkat çekiyor. Bu nedenle kurulacak dilin, süreç tam kritik eşiğe ulaşmışken, önceki dönemlere kıyasla çok daha belirleyici olduğunu söylüyor.
Sonuç olarak Uçum, geçiş sürecinin başarıya ulaşması için hem teknik adımların hızlandırılması hem de tüm tarafların süreci güçlendiren, ayrışmayı değil bütünleşmeyi esas alan bir söylem geliştirmesi gerektiğini vurguluyor. Aksi halde süreci baltalayan yaklaşımların hem geleceği riske atacağını hem de bu “tarihsel fırsat penceresinin” heba edilmesine yol açabileceğini ifade ediyor.