Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis'in gerçekleştirdiği görüşme ve ortak basın toplantısı, iki ülke arasında 2023'ten bu yana sürdürülen "kontrollü normalleşme" sürecinin devam ettiğini gösteriyor.
2023 Sonrası Yeni Çerçeve
İki liderin 7 Aralık 2023'te Atina'da imzaladığı Atina Bildirgesi, ilişkilerde gerilim yerine diyalog zeminini esas alan yeni bir dönemin başlangıcı olmuştu. O tarihten bu yana siyasi diyalog, pozitif gündem ve güven artırıcı önlemler başlıkları altında yürütülen temaslar, kriz üretmeyen bir denge modeli oluşturdu.
Bu çerçevede taraflar, Ege ve Doğu Akdeniz'deki temel ihtilaf alanlarını gündemden düşürmeden ancak kontrollü bir dil ve diplomatik temas yoluyla yönetme stratejisini sürdürüyor.
Ege ve Doğu Akdeniz: Sorunlar Askıya Alınmadı
Ortak açıklamalarda "uluslararası hukuk" vurgusu dikkat çekti. Ancak kıta sahanlığı, münhasır ekonomik bölge (MEB) ve Kıbrıs meselesi gibi temel başlıklarda tarafların pozisyonları değişmiş değil.
Miçotakis'in bazı başlıkların uluslararası yargı organlarına taşınabileceğini ifade etmesi, Atina'nın Lahey seçeneğini canlı tuttuğunu gösterirken; Ankara ise kapsamın daraltılmasına karşı temkinli yaklaşımını sürdürüyor.
Bu tablo, sorunların çözümünden ziyade yönetilmesi anlayışının devam ettiğine işaret ediyor.
Ekonomi: Gerilime Karşı Güvence Mekanizması
İkili ticaret hacminin 7 milyar dolardan 10 milyar dolara çıkarılması hedefi, ilişkilerde ekonomik bağı güçlendirme stratejisinin parçası olarak görülüyor. Ticaret, turizm ve karşılıklı yatırımların artırılması; siyasi krizlerin maliyetini yükselten bir denge unsuru oluşturmayı amaçlıyor.
Özellikle hızlı vize uygulamasıyla Türk vatandaşlarının Yunan adalarına yoğun ilgisi, toplumlar arası temasın artmasına katkı sağladı. Bu durum, diplomatik zemini güçlendiren "yumuşak alan" olarak değerlendiriliyor.
Göç ve Güvenlik: Ortak Çıkar Alanı
Düzensiz göç konusunda iş birliği iki ülkenin en somut ortak çıkar başlığı olarak öne çıkıyor. Yunanistan'ın göçte düşüş vurgusu, Türkiye ile yürütülen koordinasyonun Avrupa Birliği boyutunu da kapsadığını gösteriyor.
Bu başlık, Ankara–Atina hattında güven artırıcı en işlevsel alanlardan biri olmayı sürdürüyor.
Azınlık Meselesi: Hassas Başlık
Batı Trakya Türk azınlığı konusu Türkiye açısından stratejik ve sembolik öneme sahip. Yunanistan ise Lozan Antlaşması çerçevesinde "Müslüman azınlık" tanımını esas alıyor. Tarafların bu konuda yaklaşım farklılığı devam ediyor.
Ancak son dönemde bu başlığın kamuoyu polemiğine dönüşmeden diplomatik kanallarda ele alınması, tansiyonun düşürüldüğünü gösteriyor.
Bölgesel Dosyalar: Ortak Zemin Arayışı
Gazze, Suriye ve Rusya–Ukrayna savaşı gibi bölgesel konuların gündeme gelmesi, iki NATO müttefikinin daha geniş jeopolitik tabloda pozisyonlarını uyumlu hale getirme arayışında olduğunu ortaya koyuyor.
Yunanistan'ın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi geçici üyeliği, Türkiye açısından diplomatik bir temas kanalı olarak görülüyor.
Sonuç: Rekabetten Diyaloğa, Ancak Temkinli
Mevcut tablo, iki ülkenin stratejik rekabeti tamamen geride bıraktığını değil; kriz üretmeyen bir rekabet modeline geçtiğini gösteriyor.
Ankara ve Atina, köklü ihtilaf başlıklarını çözmeden; ekonomik iş birliği, göç yönetimi ve bölgesel istikrar üzerinden kontrollü bir yakınlaşma sürdürüyor.
Bu sürecin kalıcılığı ise iki ülkede iç siyasi dinamikler, Ege'de olası saha gelişmeleri ve Doğu Akdeniz enerji denklemine bağlı olarak şekillenecek.