Bilim dünyasında heyecan yaratan bu keşifler, Neolitik Dönem'e ışık tutuyor. Bakan Ersoy, projede yapılan kazılarda bulunan ağzı dikili heykel ve insan yüzü kabartmaları gibi eserlerin, bölgenin erken dönem sanatını ve yaşam biçimlerini gözler önüne serdiğini belirtti.
Taş Tepeler, 12 bin yıl önceki yerleşimlere dair kritik veriler sunarken, Bakan Ersoy, bölgedeki bulguların neolitik dönemde Anadolu'da yoğun nüfuslu yerleşimlerin varlığını gösterdiğini vurguladı. Ayrıca, Taş Tepeler'in dünyanın Neolitik başkenti olma yolunda hızla ilerlediği belirtildi.
Bakan Ersoy, proje kapsamında 12 ayrı kazı noktasında yapılan çalışmalara, yerli ve yabancı 36 akademik kurumun katkı sağladığını ifade etti. Altyapı ve koruma çalışmalarına da hız kesmeden devam eden projede, Göbeklitepe, Karahantepe gibi alanlarda yapılan restorasyonlarla bölge, gelecek nesillere miras bırakılacak şekilde korunuyor. Ayrıca, 2025 yılında İstanbul, Berlin, Londra ve Tokyo'da yapılacak sergilerle Taş Tepeler ve Göbeklitepe'nin küresel tanıtımı hedefleniyor.
Taş Tepeler, sadece bir arkeolojik kazı değil, aynı zamanda bilimsel iş birliklerinin ve uluslararası tanıtımın güçlü bir örneği olarak dikkat çekiyor.
Taş Tepeler Projesi, Neolitik Dönemi Yeniden Şekillendiriyor
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Reuters'a yaptığı açıklamada, Taş Tepeler projesinin, Neolitik tarih ve yerleşik hayata geçişle ilgili bilgileri yeniden şekillendirdiğini belirtti. Ersoy, projede elde edilen bulguların, insanlığın inanç, ritüel, sosyal organizasyon ve kültürel üretim açısından daha önce sanıldığından çok daha yüksek bir bilinç düzeyine sahip olduğunu gösterdiğini vurguladı.
Göbeklitepe'nin Ziyaretçi Sayısı Yükseliyor
Bakan Ersoy, Göbeklitepe'nin bu yıl yaklaşık 800 bin ziyaretçi çekmesini beklediklerini ifade etti. Göbeklitepe'nin global çapta ilgi görmesi, bölgedeki arkeolojik çalışmaların önemini bir kez daha gözler önüne seriyor.
T Biçimli Sütunda İnsan Yüzü
Taş Tepeler projesi kapsamındaki kazılarda önemli bir bulguya daha ulaşılmıştır. Karahantepe'deki kazılarda, üzerinde insan yüzü betimlemesi bulunan T biçimli sütun ortaya çıkarıldı. Bu sütun, T biçimli sütunlar üzerinde bilinen ilk insan yüzü tasviri olma özelliğini taşıyor. Bu bulgu, Neolitik dönemin insan figürlerine olan ilgisini ve erken toplumların sembolik dünyalarını daha iyi anlamamıza olanak tanıyor.
Yerleşik Hayat Tarımdan Önce Başladı
Kazı Başkanı Prof. Dr. Necmi Karul, Taş Tepeler'de yapılan kazıların, tarih öncesi toplumların yaşamlarına dair önemli bilgiler sunduğunu belirtti. Karul, "Beslenmeden mimariye, sembolik dünyadan ritüellere kadar burada elde edilen kanıtların çeşitliliği, bizi tarih öncesi toplumlara inanılmaz derecede yaklaştırıyor" dedi. Karul, daha önce yerleşik hayatın tarım ve hayvancılıkla başladığına dair bir varsayım olduğunu hatırlatarak, bu projeyle avcı-toplayıcı toplumların bile yerleşik hayata geçtiklerini kanıtladıklarını vurguladı.
12 Neolitik Yerleşim ve Uluslararası İş Birliği
Bakanlık öncülüğünde gerçekleştirilen projede, Şanlıurfa'da M.Ö. 9.500 yılına tarihlenen 12 Neolitik yerleşim alanı kazılmaktadır. Bu bulgular, bölgenin tarihi ve kültürel önemini pekiştirirken, projede Türk ve yabancı 36 akademik kurumun katkısı büyük rol oynamaktadır. Proje, bölgenin tarihini yeniden yazan ve insanlık tarihine dair yeni bilgiler sunan bir bilimsel çığır açma niteliğindedir.
Taş Tepeler, Neolitik dönemin sırlarını çözmeye devam ederken, aynı zamanda bölgenin kültürel mirasını gelecek nesillere aktarma noktasında da büyük bir adım atmaktadır.