Adıyaman'ın duayen gazetecilerinden Ragıp Ersoy, 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerin üçüncü yılında kaleme aldığı sert değerlendirme yazısıyla, Adıyaman'da yaşanan yıkımın gerçek nedenleriyle hâlâ yüzleşilmediğini açık bir dille ortaya koydu. Ersoy'a göre geçen üç yıla rağmen Adıyaman'da ne idari ne hukuki ne de siyasi anlamda gerçek bir hesaplaşma süreci işletildi.
Ersoy, depremi "doğal afet" söylemiyle sınırlayan yaklaşımın gerçeği perdelediğini vurgulayarak, yaşanan felaketin esasen ihmalin, denetimsizliğin ve kamu gücünün görevini yapmamasının sonucu olduğunu ifade etti. Bu tespitin bir yorum değil, somut verilerle ortada duran bir vaka olduğunu belirtti.
Yazıda dikkat çekilen en çarpıcı nokta ise yıkılan binaların niteliği oldu. Adıyaman'da çöken yapıların önemli bir kısmı ruhsatlı, denetlenmiş kabul edilen, iskân almış ve kamu otoritelerinin bilgisi dâhilinde kullanıma açılmış binalardı. Ersoy'a göre bu gerçek, "kader" söylemini hükümsüz kılmakta ve sorumluluğu doğrudan idari mekanizmalara taşımaktadır.
Bu tablo karşısında Ersoy, artık kaçınılmaz olan soruları yüksek sesle sordu:
Yapı ruhsatlarını veren idareler görevlerini gerçekten yaptı mı?
Denetim mekanizmaları sahada mıydı, yoksa evrak üzerinde mi işletildi?
Açık mühendislik ve statik hatalar hangi siyasi ve bürokratik saiklerle görmezden gelindi?
Deprem sonrası ilk saatlerde yaşanan gecikmelerin sorumluları neden hâlâ ortaya çıkarılmadı?
Bu ihmaller zinciri nedeniyle yaşanan binlerce ölüm için kamu görevlileri hakkında neden etkin soruşturmalar yürütülmedi?
Ersoy, bu soruların tamamının Anayasa'nın 17. maddesiyle güvence altına alınan yaşam hakkının açık ihlali kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Üç yıl geçmesine rağmen gerçek sorumluların yargı önüne çıkarılmamasının, yalnızca geçmişin değil, geleceğin de felaketlere açık bırakılması anlamına geldiğini ifade etti.
"Bu bir yazı değil, bir kayıttır" diyen Ersoy, Adıyaman'da yaşananların tarihe 'hesap sorulmayan bir toplu ölüm' olarak geçmemesi için kamuoyunu sessiz kalmamaya çağırdı. Yazı, depremle değil; ihmalle, denetimsizlikle ve cezasızlıkla yüzleşilmeden ne adaletin sağlanabileceğini ne de yeni felaketlerin önlenebileceğini net bir dille ortaya koydu.