Tarih: 24.01.2026 15:12

Ortadoğu’da yeni kerbela senaryosu mu kuruluyor?

Facebook Twitter Linked-in

Yazara göre bugün bölgede yaşanan çatışmaların arka planında temel hedef, İsrail'in güvenliğini uzun vadede garanti altına almak ve İran eksenli direniş hattını zayıflatmak. Bu hedef doğrultusunda tarihsel ve sembolik bir kırılma noktası olan Kerbela anlatısının, güncel politik aktörler üzerinden yeniden üretildiği savunuluyor.

"kravatlı muaviye" ve yeni cepheler

Çetinkaya'nın analizinde dikkat çeken kavramlardan biri "Kravatlı Muaviye" tanımlaması. Bu ifade, klasik askeri figürlerden ziyade, modern, diplomatik ve devlet aygıtlarıyla donatılmış işbirlikçi yapıları simgeliyor. Yazara göre emperyal güçler, doğrudan müdahaleden çok, bölge içinden seçilmiş aktörler üzerinden bir kuşatma stratejisi yürütüyor.

Bu stratejide ilk hedefin Kürt coğrafyası olduğu vurgulanıyor. Çetinkaya'ya göre, bugün Rojava merkezli gelişmeler yalnızca yerel bir güvenlik meselesi değil; daha geniş bir senaryonun ilk perdesi.

İlk halka: kürtler, asıl cephe: irak ve şiiler

Analize göre, Kürt siyasi ve toplumsal kazanımlarının hedef alınması tesadüf değil. Tarihsel olarak defalarca bastırılan, yalnızlaştırılan ve "tehdit" olarak sunulan Kürt hareketleri, bugün de benzer bir söylemle karşı karşıya.
Ancak Çetinkaya, asıl büyük kırılmanın Irak coğrafyasında ve Şii toplum üzerinde yaşanacağını öne sürüyor. Yazıda bu süreç, "asıl Kerbela" olarak tanımlanıyor. Yani Kürt coğrafyası bir ön cephe, Irak ve Şii ekseni ise nihai hesaplaşma alanı olarak görülüyor.

Mezhep, jeopolitik ve güç mühendisliği

Bu yaklaşım, Ortadoğu'daki çatışmaların yalnızca etnik ya da mezhepsel gerilimlerle açıklanamayacağını; aksine bu fay hatlarının bilinçli biçimde kaşındığını savunuyor. Kerbela metaforu, burada bir tarih anlatısından çok, kitleleri harekete geçiren bir politik araç olarak ele alınıyor.

Çetinkaya'nın vardığı sonuç net:

Ortadoğu'da yaşananlar ne rastlantı ne de yalnızca yerel aktörlerin tercihi. Bölge, yeni bir büyük hesaplaşmaya hazırlanırken, Kürtler ve Şiiler bu senaryonun en kırılgan ve en ağır bedel ödeyecek halkları olarak konumlandırılıyor.

Sonuç: tarih tekerrür mü ediyor?

Analiz, geçmişte defalarca yaşanan "parçala, yalnızlaştır, bastır" döngüsünün bugün yeni aktörler ve yeni söylemlerle tekrarlandığını öne sürüyor. Çetinkaya'ya göre mesele; terör, güvenlik ya da istikrar değil, güç dengelerini yeniden kurma savaşı.

Ve bu savaşta sorulması gereken temel soru şu:

Ortadoğu, bir kez daha başkalarının güvenliği için kendi halklarını feda edilen bir Kerbela'ya mı sürükleniyor?
 




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —