Tarih: 11.01.2026 10:47

Kemal Çetinkaya Yazdı: “Halep’te Gazze Provası mı?”

Facebook Twitter Linked-in

Suriye'de yaşanan son gelişmeler, yalnızca bir iç siyasi kriz ya da iktidar değişimi olarak değil, bölgesel ve küresel güç dengeleri açısından da dikkatle okunması gereken bir tablo ortaya koyuyor. Gazeteci-yazar Kemal Çetinkaya, Halep merkezli yaşananları kaleme aldığı analizinde, özellikle Kürtler üzerinden yürütülen politikalara sert eleştiriler yöneltiyor.

Çetinkaya'ya göre; çok dinli, çok inançlı ve çok etnikli yapısıyla tarihsel olarak kozmopolit bir ülke olan Suriye, Sykes-Picot Anlaşması'yla çizilen yapay sınırların ardından uzun yıllar baskıcı rejimlerle yönetildi. Hafız Esed'le başlayan ve oğluna devredilen Baas iktidarı, ülkeyi onlarca yıl otoriter bir anlayışla yönetti.

"Yeni Dönem Umudu Yerini Yeni Bir Despotizme Bıraktı"

Analizde, Esed sonrası süreçte Suriye halklarının demokratik, çoğulcu ve hukuk temelli bir devlet beklentisi içinde olduğu ancak bu umudun kısa sürede boşa çıktığı vurgulanıyor. Çetinkaya, İngiltere ve ABD öncülüğündeki Batı bloğunun, daha önce "terörist" olarak nitelediği bazı İslamcı grupları iktidar sürecinin parçası haline getirdiğini, bunun temel amacının ise İsrail'in güvenliğini garanti altına almak olduğunu savunuyor.

Bu çerçevede "direniş hattı" olarak tanımlanan unsurların büyük ölçüde etkisiz hale getirildiği, yeni Şam yönetiminin ilk icraatları arasında Filistinli grupların ofislerini kapatmak ve İsrail'le örtülü istihbarat iş birliklerine yönelmek olduğu öne sürülüyor.

Kürtler Üzerinden Çifte Standart Eleştirisi

Çetinkaya'nın analizinde en dikkat çekici bölüm ise Halep'te yaşayan Kürtlere yönelik uygulamalar. Binlerce yıldır diğer halklarla birlikte Halep'te yaşayan Kürtlerin göçe zorlandığı, sivillerin evlerinden ve iş yerlerinden çıkarıldığı ifade ediliyor. Bu durum, İsrail'in Gazze'de Filistinlilere yönelik uygulamalarıyla kıyaslanıyor.

Yazar, Türkiye kamuoyuna ve özellikle muhafazakâr-İslamcı kesimlere seslenerek şu çelişkiye dikkat çekiyor:

İsrail'in Gazze'de sivillere yönelik uygulamaları yanlış kabul ediliyorsa,

Şam yönetiminin Kürtlere yönelik benzer uygulamalarının da yanlış olması gerektiği…

Aksi durumun "vicdan, merhamet ve adalet" ile bağdaşmayacağını savunuyor.

"Batı ile İşbirliği Kime Serbest?"

Analizde, Kürtlerin Batılı aktörlerle temas kurduğunda "vatan haini" ya da "Batı'nın piyonu" olarak yaftalandığı; buna karşılık Şam yönetiminin ABD, Rusya, İngiltere ve İsrail ile ilişkiler kurmasının sorun edilmediği belirtilerek sert bir çifte standart eleştirisi yapılıyor.

Çetinkaya, Kürtlerin Mezopotamya'nın en kadim halklarından biri olduğunu vurgulayarak, taleplerinin ayrılık değil; eşit, onurlu ve özgür bir yaşam olduğunu ifade ediyor.

"Kürtler Dışlanarak Barış Sağlanamaz"

Yazıya göre, Suriye'de kalıcı barışın sağlanması; Kürtlerin iradesinin, taleplerinin ve kazanımlarının yok sayılmadığı bir çözümle mümkün olabilir. Aynı şekilde Türkiye'de yürütülen çözüm sürecinin başarısının da Suriye Kürtlerinin statüsünün korunmasıyla doğrudan bağlantılı olduğu savunuluyor.

Analizin sonunda ise çarpıcı bir tespit yer alıyor:

Suriye'nin toprak bütünlüğü sıkça vurgulanırken, İsrail'in Golan Tepeleri'ndeki işgali ve Suriye'ye yönelik saldırıları karşısında sessiz kalanların, konu Kürtler olunca sert ve tehditkâr bir dile sarıldığı ifade ediliyor.

Sonuç

Kemal Çetinkaya'nın "Halep'te Gazze Provası mı?" başlıklı analizi; Suriye'deki gelişmeleri yalnızca jeopolitik değil, ahlaki ve vicdani bir zeminde tartışmaya açıyor. Yazı, Kürt meselesinde uygulanan çifte standartların hem bölgesel barışı hem de toplumsal vicdanı zedelediğini savunarak, farklılıklarla birlikte yaşamanın zorunluluğuna dikkat çekiyor.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —