Tarih: 23.01.2026 21:08

İmralı görüşmesinin tam tutanakları TBMM’de yayımlandı

Facebook Twitter Linked-in

Rûdaw'ın haberine göre, Meclis'teki partilerden oluşan Milli Dayanışma, Demokrasi ve Kardeşlik Komisyonu'nun 24 Kasım 2025'te İmralı'da Abdullah Öcalan'la yaptığı görüşmenin tam tutanakları, yaklaşık iki ay sonra TBMM'nin internet sitesinde kamuoyuna açıldı.

Rûdaw'ın aktardığına göre, TBMM'de kurulan ve Meclis'te temsil edilen partilerden üyelerin yer aldığı Milli Dayanışma, Demokrasi ve Kardeşlik Komisyonu adına yapılan İmralı görüşmesine ilişkin kayıtlar, TBMM'nin resmi internet sitesinde "İmralı Yüksek Güvenlikli Cezaevi Görüşme Tutanağı" başlığıyla yayımlandı. Yayınlanan metin, komisyon heyetinin 24 Kasım 2025 tarihinde İmralı Adası'nda Abdullah Öcalan ile yaptığı görüşmenin tam içerik kaydı niteliğinde.

Rûdaw'ın haberine göre görüşmede; AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman, DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit ve MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız yer aldı. Söz konusu görüşmenin özet tutanaklarının ise daha önce 4 Aralık'ta yapılan Meclis komisyonu toplantısında okunduğu belirtildi. Özet metinle yetinilmesine başta DEM Parti olmak üzere muhalefet partilerinin itiraz ettiği; itirazlara rağmen TBMM Başkanı Numan Kurtulmuşun o dönemde tutanakların tamamının açıklanmasına ilişkin bir adım atmadığı ifade edildi. Aradan geçen yaklaşık iki ayın ardından TBMM'nin, görüşmenin tam metnini yayımlama kararı aldığı bildirildi.

Yayımlanan tutanaklarda Öcalan'ın, Kürt sorununun "bin yıllık bir sorun" olduğunu ve üç aşamadan oluştuğunu dile getirdiği; sürecin değerlendirilmesinde konjonktürel gelişmelerin dikkate alınması gerektiğini söylediği aktarılıyor. Metinde ayrıca Öcalan'ın, siyasete ilk adımını Ülkü Ocağı'nda attığını ifade ettiği bölümün de yer aldığı kaydedildi.

Rûdaw'ın haberine göre tutanakların dikkat çeken başlıklarından biri de "umut hakkı" tartışması oldu. Öcalan'ın, Devlet Bahçeli'nin gündeme getirdiği "umut hakkı" ifadesinin "boşuna kullanılmadığını" söylediği; mevcut koşullarda çalışamayacağını, ancak teorik ve pratik imkanlar sağlanması ve "umut hakkı" tanınması halinde sürece katkı sunabileceğini belirttiği aktarıldı. Öcalan'ın, bu başlığın genel af yerine "umut ilkesi" çerçevesinde ele alınması gerektiğini savunduğu, başarısız olması halinde ise yargılanmayı ve eleştirilmeyi kabul edeceğini ifade ettiği bildirildi.

Tutanakların bir diğer geniş bölümü Suriye ve DSG değerlendirmelerine ayrıldı. Rûdaw'ın aktardığına göre Öcalan, Suriye'de ABD ve İsrail desteğiyle hareket ettiğini söylediği Demokratik Suriye Güçleri'nin (DSG) 100 bin kişilik bir silahlı güce ulaştığını; yapı içindeki dengelere, bölgedeki güç rekabetine ve İsrail'in "Kürt devletçiliği" arayışına ilişkin değerlendirmeler yaptığını belirtti. Öcalan'ın, çözümün ayrılıkçı bir devlet değil, Suriye'nin toprak bütünlüğü içinde yerel demokrasi/komün yaklaşımıyla "demokratik entegrasyon" olduğunu savunduğu; Suriye rejimi ve Ahmed El-Şara ile diyalog kurulması gerektiğini söylediği aktarılıyor. Tutanaklarda Öcalan'ın, demokratik şartlar oluşmazsa "Ahmed El-Şara'nın yarın bir diktatöre dönüşebileceği" uyarısında bulunduğu; Suriye'nin sivil toplum ve yerel demokrasi olmadan bırakılması halinde "yeni Esad'ların çıkabileceğini" dile getirdiği ifadeler de yer aldı.

Rûdaw'ın haberinde, PKK'nin durumu başlığı da öne çıkarıldı. Öcalan'ın, Kandil'in "27 Şubat bildirisine uyduğunu", PKK'nin fiilen "kendini feshettiğini" ve bazı sembolik eylemlerle sürecin ilerlediğini söylediği; Türkiye içindeki örgüt mensuplarının çekildiğine dair değerlendirmeler yaptığı bildirildi. Öcalan'ın, son bir yılda çatışma yaşanmamasını "başarı" olarak nitelediği; TUSAŞ saldırısı gibi eylemleri örgüt içindeki "değişik seslere" bağlayarak üzüntü duyduğunu ifade ettiği aktarıldı. Ayrıca Öcalan'ın, sadece silah bırakmanın değil "zihinsel olarak da silahı bırakıp düşmanlığı sonlandırmanın" gerekliliğini vurguladığı belirtildi.

Metinde İran ve PJAK başlığına ilişkin ifadeler de bulunuyor. Rûdaw'ın aktardığına göre Öcalan, İran'ın PKK üzerinde etkisine dikkat çekerken, İran'daki idamlar sürdükçe PJAK'ın silah bırakmayacağını savundu; topyekûn savaş yerine diyalog ve ateşkes süreçleriyle, demokratik hakların güvenceye alındığı bir entegrasyon modeli önerdi. Öcalan'ın, çözüm vizyonunun "ayrı devlet" veya "federasyon" olmadığını, Türkiye Cumhuriyeti ile bütünleşme ve "Demokratik Cumhuriyet/yerel demokrasi" yaklaşımı olduğunu dile getirdiği aktarıldı.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —