Davutoğlu, kendini Nobel Barış Ödülü'ne aday gösteren Donald Trump'ın, İran ve Yemen'in ardından Venezuela'yı da hedef aldığını, Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'nun kaçırıldığını öne sürdü.
Davutoğlu, ABD'nin destek verdiğini ifade ettiği Benjamin Netanyahu yönetimindeki İsrail'in Orta Doğu'da soykırım yaptığını, ülkeleri bombaladığını ve bölmeye çalıştığını savunarak, uluslararası hukuk ilkelerinin "Trump–Netanyahu ikilisi" tarafından açıkça çiğnendiğini dile getirdi.
Açıklamasında, bu yaklaşımın yaygınlaşması halinde her ülkenin kendi hinterlandında benzer tutumlar sergileyebileceğini belirten Davutoğlu, bunun da tüm bölgelerde sürekli gerilimler ve savaşlar dönemini başlatabileceği uyarısında bulundu.
"Türkiye Bu Döneme Hazırlıklı Girmeli"
Davutoğlu, Türkiye'nin böyle bir küresel konjonktüre güçlü bir şekilde girmesi gerektiğini vurgulayarak şu başlıklara dikkat çekti:
Siyasi kutuplaşmalarla zedelenen toplumsal yapının, ortak aidiyet bilinciyle güçlendirilmesi,
Günlük siyasetin kısır tartışmaları yerine riskleri ve fırsatları doğru okuyan bir gelecek vizyonuna odaklanılması,
Bölgesel jeopolitikte ortaklıkların sağlamlaştırılması,
Küresel güç dengelerindeki değişimin yakından takip edilmesi,
Yapısal dönüşümlerin hızla hayata geçirilmesi,
Savunma sanayiinin daha da tahkim edilmesi,
Düşen tarım üretimini artıracak radikal tedbirlerin alınması,
Ekonominin ani şoklara karşı dirençli hale getirilmesi,
Altın ve döviz rezervlerinin artırılması,
Teknolojik dönüşüm süreçlerine uyum sağlanması,
Toplumsal zaaf oluşturabilecek tüm suç çetelerinin tasfiye edilmesi.
Davutoğlu'nun açıklaması, uluslararası sistemde artan gerilimler ve Türkiye'nin bu süreçte izlemesi gereken yol haritasına ilişkin kapsamlı bir değerlendirme olarak yorumlandı.