M.S. 198-200 yıllarında Roma İmparatoru Septimius Severus tarafından eşi ve çocuklarına armağan edilmek üzere yaptırılan Cendere Köprüsü, aradan geçen yaklaşık 18 asra rağmen hem zamana hem de doğanın sert yüzüne direnmeye devam ediyor.
Son günlerde etkili olan yoğun kar yağışı ve sağanak sonrası Kahta Çayı'nda su seviyesi normalin çok üzerine çıktı. Artan debiyle birlikte köprünün kemer gözlerinden coşkuyla akan su, bölgeyi adeta kartpostallık bir manzaraya dönüştürdü. Yükselen suların oluşturduğu görüntü, doğanın gücü ile tarihin ihtişamını aynı karede buluşturdu.
Depremden Sele: Tarihin Direnci
6 Şubat depremleriyle büyük bir yıkım yaşayan Adıyaman'da, ayakta kalan tarihi yapılar kent hafızasının en güçlü sembolleri arasında yer alıyor. Cendere Köprüsü de bu sembollerden biri.
"Asrın felaketi" olarak anılan depremin ardından ağır hasar alan yapılar ve kaybedilen değerler hafızalardaki yerini korurken, iki bin yıla yaklaşan geçmişiyle ayakta duran Cendere Köprüsü, kentin direncini ve sürekliliğini temsil ediyor.
Doğanın Gücü, Tarihin İhtişamı
Kahta Çayı'ndaki debi artışı zaman zaman sel riskini gündeme getirse de köprünün sağlam mimarisi bir kez daha dikkat çekti. Roma mühendisliğinin inceliğini yansıtan yapı, taş işçiliği ve kemer sistemi sayesinde yüzyıllardır ayakta kalmayı başarıyor.
Uzmanlar, yoğun yağış dönemlerinde dere yataklarına yaklaşılmaması gerektiğini hatırlatırken, tarihi yapının bulunduğu bölgede güvenlik tedbirlerinin önemine dikkat çekiyor.
Cendere Köprüsü bugün yalnızca bir geçiş noktası değil; depremi, seli ve yüzyılları aşmış bir hafıza mekânı. Adıyaman'ın geçmişiyle geleceği arasında kurulan en sağlam bağlardan biri olmaya devam ediyor.