6 Şubat depremlerinin üzerinden geçen zamana rağmen Adıyaman sokaklarında hala toz, çamur ve altyapı sorunları konuşuluyor. Komşu iller toparlanma sürecinde hızla mesafe kat ederken, Adıyaman'daki bu durağanlık; gözleri yerel yönetim ile merkezi hükümet arasındaki kopukluğa çevirdi. Kamuoyunda oluşan genel kanaat; Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere'nin "hizmet siyaseti" yerine "çatışma siyaseti" tercih etmesinin faturasını halkın ödediği yönünde.
Bazı kesimler, deprem sonrası süreçte yerel yönetim ile merkezi hükümet arasında daha güçlü bir uyumun sağlanması gerektiğini savunuyor. Bu görüşe göre, büyük yıkım yaşayan bir şehirde merkezi idare ile koordinasyonun en üst düzeyde olması, kaynak temini ve projelerin hızlanması açısından kritik önem taşıyor.
Depremin ardından enkaz kaldırma, konut inşaatları ve altyapı çalışmaları sürerken; özellikle yol, içme suyu, kanalizasyon, üstyapı, çukur ve toz sorunlarının devam etmesi, şehirde hizmetlerin yeterliliği konusunda farklı görüşlerin dile getirilmesine neden oluyor.
Bazı siyasi çevreler, sivil toplum temsilcileri ve yerel aktörler, deprem gibi olağanüstü bir afet sonrası dönemde yerel yönetim ile merkezi hükümet arasında daha güçlü bir koordinasyonun sağlanmasının zorunlu olduğunu ifade ediyor. Bu değerlendirmelere göre, büyük yıkım yaşayan şehirlerde merkezi idare ile uyumlu çalışma, kaynakların etkin kullanımı ve projelerin hızlandırılması açısından kritik önem taşıyor.
Bu görüşü savunanlar, afet sonrası süreçte siyasi tartışmaların geri planda tutulması, teknik ve hizmet odaklı bir yönetim anlayışının ön plana çıkarılması gerektiğini belirtiyor.
Belediye Başkanlığına Yönelik Değerlendirmeler
Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere'nin önceki milletvekilliği döneminden bu yana kamuoyuna yansıyan siyasi tutumu ve son dönemdeki açıklamaları da bu tartışmaların odağında yer alıyor.
Koordinasyon Eksikliği mi, Siyasi Tercih mi?
Deprem sonrası bir şehrin en büyük ihtiyacı, siyasi rozetlerin bir kenara bırakılarak devletin tüm imkanlarının şehre akıtılmasıdır. Ancak Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere'nin milletvekilliği döneminden kalma muhalif reflekslerini belediye başkanlığı koltuğuna da taşıması, Adıyaman'ın Ankara'daki lobisini zayıflatmış görünüyor.
Analizlere göre; büyük bir yıkım yaşamış bir kentin, devletin tüm imkanlarından maksimum düzeyde faydalanabilmesi için "bürokratik ve siyasi uzlaşı" kanallarını açık tutması hayati önem taşıyor. Ancak Tutdere yönetimindeki belediyenin, iktidar temsilcileri ve bölge milletvekilleriyle kurumsal bir iş birliği zemini oluşturmak yerine; kaynak arayışını CHP'li metropol belediyelerine yönlendirmesi, Adıyaman'daki toparlanma sürecini teknik bir hizmet sürecinden ziyade yerel bir siyaset arenasına dönüştürmüş durumda.
"İkili Çatışmalar Yatırımı Geciktiriyor" İddiası
Deprem sonrası süreçte komşu illerde altyapı ve üstyapı çalışmaları hızla mesafe katederken, Adıyaman'da halen devam eden toz, içme suyu, kanalizasyon ve yol problemleri halkın sabrını zorluyor. Eleştirilerin odağında ise şu temel görüş hakim:
"Deprem sonrası Adıyaman, bir çatışma alanı değil, bir şantiye alanı olmalıydı. Belediye yönetiminin iktidar kanadıyla yaşadığı polemikler ve CHP Genel Merkezi ile paralel yürütülen siyasi söylemler, bakanlıklar ve bürokrasi düzeyindeki projelerin hızını doğrudan etkiliyor."
Özellikle CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in, Başkan Tutdere ile bir Bakan arasındaki diyaloğu miting meydanlarına taşıması, yerel yönetim ile merkezi hükümet arasındaki "hizmet odaklı" köprülerin zayıflamasına neden olan kritik eşiklerden biri olarak değerlendiriliyor.
Komşu İllerle Kıyaslama: Adıyaman Neden Geride Kalıyor?
Adıyaman sokaklarında yankılanan temel soru şu: Aynı depremi yaşayan diğer iller imar sürecinde nasıl daha hızlı yol alabildi? Analizler, bu durumun sadece bütçe meselesi olmadığını, aynı zamanda "hizmet siyaseti" ile "ideolojik siyaset" arasındaki dengenin kurulamamasından kaynaklandığını gösteriyor. Adıyaman'ın ivedilikle;
Kurumlar arası çatışmadan arınmış, bölge milletvekilleri ve bakanlıklarla uyumlu, parti rozetinden ziyade "depremzede kenti" kimliğini ön plana çıkaran,bir yönetim stratejisine ihtiyaç duyduğu vurgulanıyor.
Sonuç: Kaybedilen Zaman mı, Kazanılacak Gelecek mi? Adıyaman'ın geçen iki yılı, siyasi polemiklerin gölgesinde bir "kayıp zaman" olarak nitelendiriliyor. Şehrin çamurdan, tozdan ve altyapı sorunlarından kurtulması için yerel yönetimin; merkezi hükümetle "kavga değil, icraat" temelinde bir ilişki modeline geçip geçmeyeceği, Adıyaman'ın geleceğini belirleyecek en önemli faktör olarak görülüyor.
Analiz Haber: Ziya Bozkurt